“Ya kötü bir şey olursa?”, “Ya hata yaparsam?”, “Ya ciddi bir hastalığım varsa?”, “Ya beni terk ederse?”, “Ya bununla baş edemezsem?”…
Kaygının konusu kişiden kişiye değişebilir. Bazen sağlıkla, bazen ilişkilerle, bazen iş hayatıyla, bazen de geleceğin belirsizliğiyle ilgili olabilir. Ancak konu değişse bile bazı kişiler için geride oldukça tanıdık bir his kalır: bir şeylerin ters gideceği ve bununla baş etmenin zor olacağı duygusu.
Kişi çoğu zaman zihninden geçen düşüncenin gerçekçi olmayabileceğinin farkındadır. “Bunun olma ihtimali çok düşük”, “Muhtemelen düşündüğüm kadar kötü olmayacak” ya da “Bu daha önce de oldu ve geçti” diyebilir. Ancak buna rağmen kaygı devam edebilir.
Şema Terapi, bu noktada yalnızca “Şu anda ne düşünüyorum?” sorusuna değil, “Bu düşünce neden bende bu kadar güçlü bir duygu yaratıyor?” sorusuna da odaklanır.
Kaygı Ne Zaman Bir Sorun Haline Gelir?
Kaygı aslında hayatın doğal bir parçasıdır. Bizi olası tehlikelere karşı hazırlayabilir, önemli bir durum öncesinde daha dikkatli olmamızı sağlayabilir ve harekete geçmemize yardımcı olabilir. Dolayısıyla amaç hayatımızdaki bütün kaygıyı ortadan kaldırmak değildir.
Ancak kaygı çok yoğunlaştığında, kontrol edilmesi zorlaştığında ya da kişinin günlük yaşamını, ilişkilerini ve işlevselliğini etkilemeye başladığında üzerinde biraz daha durmak gerekebilir.
Dünya Sağlık Örgütü’nün 2026 yılında yayımladığı verilere göre 2023 yılında dünya genelinde yaklaşık 470 milyon kişi bir kaygı bozukluğu ile yaşıyordu. Bu sayı dünya nüfusunun yaklaşık %5,8’ine karşılık geliyor. Buna rağmen desteğe ihtiyaç duyan kişilerin yalnızca yaklaşık %28’i tedavi alıyor.
Bu veriler, kaygının ne kadar yaygın olduğunu gösteriyor. Ancak herkesin kaygısı aynı şekilde ortaya çıkmıyor ve altında aynı nedenler bulunmuyor.
Şema Nedir?
Şema Terapi, Jeffrey Young tarafından geliştirilen ve kişinin yaşamı boyunca tekrar eden düşünce, duygu ve davranış örüntülerini anlamaya çalışan bütüncül bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Şema Terapide erken dönem uyumsuz şemalar, kişinin kendisi, diğer insanlar ve dünya hakkında zaman içerisinde geliştirdiği köklü örüntüler olarak ele alınır. Erken dönem yaşam deneyimleri, kişinin mizacı ve temel duygusal ihtiyaçlarının karşılanma biçimi bu örüntülerin gelişiminde rol oynayabilir.
Şemalar yalnızca zihnimizde taşıdığımız düşünceler değildir. Bir durum tetiklendiğinde, yıllardır tanıdığımız bazı duygular da beraberinde gelebilir.
- Zarar görme veya hastalanmaya karşı incinebilirlik örüntüsü güçlü olan biri, bedeninde fark ettiği küçük bir değişikliği ciddi bir hastalığın habercisi olarak yorumlayabilir.
- Başarısızlık ya da yüksek standartlar ile ilişkili örüntülerde kaygı daha çok “Hata yapmamalıyım” ve “Yeterince iyi olmazsam başarısız olurum” gibi düşünceler etrafında gelişebilir.
- Terk edilme veya reddedilme ile ilişkili bir örüntüde ise partnerin bir mesaja geç cevap vermesi ya da birkaç gündür biraz daha mesafeli görünmesi, başka biri için çok önemli olmayabilecek bir durumken kişide yoğun bir kaygıyı harekete geçirebilir.
Bu nedenle Şema Terapide bazen asıl soru yalnızca “Ne oldu?” değil, aynı zamanda: “Bu olan şey sende hangi tanıdık duyguyu harekete geçirdi?” olabilir.
Şemalar Kaygıyı Nasıl Besleyebilir?
Bir şema tetiklendiğinde yalnızca düşüncelerimiz değil, duygularımız ve davranışlarımız da bundan etkilenebilir.
Kaygı ortaya çıktığında çoğumuz doğal olarak ondan bir an önce kurtulmaya çalışırız. Bazen güvence isteriz, bazen kontrol ederiz, bazen kaçınırız, bazen de olabilecek bütün ihtimalleri zihnimizde tekrar tekrar değerlendirmeye başlarız.
- Sağlıkla ilgili kaygı yaşayan biri bedenini sık sık kontrol edebilir ya da yakınlarından “Bir şeyim yoktur değil mi?” diye güvence isteyebilir.
- Hata yapmaktan yoğun biçimde korkan biri yaptığı işi defalarca gözden geçirebilir.
- Terk edilmekten endişelenen biri ise partnerinin davranışlarındaki küçük değişiklikleri sürekli anlamlandırmaya çalışabilir veya ilişkinin yolunda olduğuna dair tekrar tekrar güvence arayabilir.
Bunların hepsi o an için kişiyi rahatlatabilir. Ancak uzun vadede kaygının devam etmesine de katkıda bulunabilir. Kişi farkında olmadan “Kontrol etmezsem kötü bir şey olabilir”, “Güvence almadan rahatlayamam” ya da “Bu duyguyla tek başıma baş edemem” inancını güçlendirebilir.
Dolayısıyla terapide bazen yalnızca kaygının kendisine değil, kaygı geldiğinde onunla ne yaptığımıza da bakmak önemli hale gelir.
Araştırmalar Ne Söylüyor?
Şemalar ile kaygı arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmalar da bu bağlantının önemli olabileceğini gösteriyor.
2021 yılında yayımlanan bir sistematik derleme ve meta-analizde 15 çalışma ve toplam 9.515 ergen ve genç yetişkinin verileri değerlendirildi. Erken dönem uyumsuz şemalar ile kaygı belirtileri arasında güçlü düzeyde bir ilişki (r = 0,59) bulundu. Özellikle kopukluk/reddedilme, zedelenmiş özerklik/performans ile başkalarına yönelimlilik şema alanlarının kaygı belirtileriyle ilişkili olduğu görüldü (Tariq ve ark., 2021). Aynı meta-analizde, kadın katılımcılarda aşırı tetikte olma ve başkalarına yönelimlilik şema alanları ile ilişkili kaygı belirtilerinin erkek katılımcılara kıyasla daha yüksek olduğu bildirilmiştir.
Bu bulgu, şemaların tek başına kaygıya “neden olduğu” anlamına gelmez. Kaygının ortaya çıkmasında biyolojik yatkınlık, yaşam deneyimleri, çevresel koşullar ve kişinin baş etme biçimleri gibi birçok farklı etken rol oynayabilir. Ancak araştırma, kişinin tekrar eden kaygı örüntülerini anlamaya çalışırken şemaların önemli bir alan olabileceğine işaret ediyor.
Şema Terapinin kaygı bozuklukları üzerindeki etkisini inceleyen bir başka sistematik derlemede ise kaygı bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk ve travma sonrası stres bozukluğu olan toplam 316 kişiyi içeren altı çalışma değerlendirildi. Sonuçlar Şema Terapinin kaygıyla ilişkili belirtiler ve uyumsuz şemalar üzerinde olumlu etkiler sağlayabileceğini düşündürse de araştırmacılar mevcut bilimsel kanıtların henüz sınırlı olduğunu ve daha güçlü çalışmalara ihtiyaç bulunduğunu belirtiyor (Peeters ve ark., 2022).
Bu nedenle Şema Terapiyi kaygı için tek ya da herkes için uygun yaklaşım olarak düşünmek doğru olmaz. Ancak özellikle tekrar eden ve daha köklü duygusal örüntülerin kaygıyla ilişkisini anlamada yararlı bir çerçeve sunabilir.
Şema Terapide Kaygıyla Nasıl Çalışılır?
Şema Terapide amaç kişinin hayatındaki tüm kaygıyı ortadan kaldırmak değildir. Daha çok, kaygının hangi durumlarda tetiklendiğini, o anda hangi ihtiyaçların ve korkuların devreye girdiğini ve kişinin kaygıyla baş etmek için neler yaptığını anlamaya çalışırız.
Bazen bugünkü bir olayın yarattığı yoğun duygu, yalnızca o olayla ilgili olmayabilir. Daha önce birçok kez yaşanmış bir reddedilme, yetersizlik, güvensizlik ya da kontrolü kaybetme hissi bugünkü olayla yeniden harekete geçmiş olabilir.
Terapi sürecinde bilişsel çalışmaların yanı sıra duygular, geçmiş deneyimler, güncel ilişkiler ve kişinin baş etme biçimleri üzerinde de çalışılabilir. İmgeleme gibi yaşantısal teknikler ve kişinin günlük yaşamında daha farklı davranışlar deneyebilmesine yönelik çalışmalardan yararlanılabilir.
Amaç kişinin kendisini eleştirmesi ya da “Neden yine kaygılandım?” diye düşünmesi değil; zaman içinde kendi örüntüsünü daha iyi fark edebilmesidir.
Böylece soru yalnızca “Bu kaygıyı nasıl durdurabilirim?” olmaktan çıkıp, “Bu kaygı bana ne anlatıyor ve aynı döngüye tekrar girmeden onunla nasıl farklı bir şekilde ilişki kurabilirim?” sorusuna dönüşebilir.
Kaygı günlük yaşamınızı, ilişkilerinizi veya işlevselliğinizi belirgin şekilde etkiliyorsa, psikoterapi hem kaygının kendisini hem de tekrar eden örüntüleri daha iyi anlamanıza yardımcı olabilir.
Kaynaklar
- World Health Organization. (2026). Anxiety disorders. who.int
- Tariq, A., Quayle, E., Lawrie, S. M., Reid, C., & Chan, S. W. Y. (2021). Relationship between early maladaptive schemas and anxiety in adolescence and young adulthood: A systematic review and meta-analysis. Journal of Affective Disorders, 295, 1462–1473.
- Peeters, N., van Passel, B., & Krans, J. (2022). The effectiveness of schema therapy for patients with anxiety disorders, OCD, or PTSD: A systematic review and research agenda. British Journal of Clinical Psychology, 61(3), 579–597.
- Young, J. E., Klosko, J. S., & Weishaar, M. E. (2003). Schema Therapy: A Practitioner’s Guide. Guilford Press.
Bu yazı yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi yerine geçmez.

