Bazı dönemlerde insanın derdi tek bir belirtiye indirgenemez. Kaygı vardır ama yalnızca kaygı değildir; yorgunluk vardır ama uykuyla geçmez. Soru çoğu zaman “Bende ne var?” olmaktan çıkar, “Ben neredeyim?” hâline gelir.
Varoluşçu terapi, insanı yalnızca yaşadığı belirtiler ya da psikolojik sorunlar üzerinden değil, bütün bir yaşamı ve dünyayla kurduğu ilişki içinde anlamaya çalışan bir psikoterapi yaklaşımıdır.
İnsan yaşamının bazı dönemlerinde kaygı, yalnızlık, ilişki sorunları, anlamsızlık, kararsızlık, kayıp ya da gelecek belirsizliği yaşayabilir. Bu deneyimler her zaman yalnızca ortadan kaldırılması gereken belirtiler olarak ele alınmaz. Varoluşçu yaklaşım, aynı zamanda bu yaşantıların kişinin yaşamındaki anlamına ve kişinin kendisiyle, diğer insanlarla ve dünyayla kurduğu ilişkiye bakar.
Varoluşçu Terapi İnsanı Nasıl Ele Alır?
Varoluşçu yaklaşıma göre insan, yaşamını içinde bulunduğu koşullardan bağımsız olarak şekillendiren sınırsız bir varlık değildir. Hepimizin seçmediğimiz koşulları ve değiştiremeyeceğimiz sınırlılıkları vardır.
Bununla birlikte, bu koşullar içinde nasıl bir tutum geliştirdiğimiz, yaptığımız seçimler ve yaşamımıza verdiğimiz yön de önem taşır. İki taraf da aynı anda doğrudur: sınırlılık da bizimdir, tutum da.
Bu nedenle varoluşçu terapi; özgürlük ve sorumluluk, seçimler, ilişkiler, yalnızlık, anlam, ölüm, zaman ve sınırlılıklar gibi insan olmanın temel meseleleriyle ilgilenir. Bunlar terapinin yan başlıkları değil, doğrudan konusudur.
Varoluşçu Terapide Amaç Nedir?
Varoluşçu terapinin amacı kişiyi sürekli mutlu, kaygısız ya da sorunlardan tamamen arınmış bir hâle getirmek değildir. Yaşamın belirsizlik, kayıp, sınırlılık ve ölüm gibi kaçınılmaz boyutlarını tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir.
Bunun yerine terapi, kişinin yaşadığı deneyimleri daha iyi anlamasına, kendi seçimleri ve sorumluluklarıyla ilişki kurmasına ve yaşamını kendi değerleri doğrultusunda ele alabilmesine alan açabilir.
Bu süreçte kişinin kendisine, ilişkilerine ve yaşamına dair farkındalığının artması; daha önce fark etmediği seçimleri, ihtiyaçları ve olanakları görebilmesi mümkün olabilir.
Terapist ve Danışan Arasındaki İlişki
Varoluşçu terapide terapist, danışanın hayatının nasıl olması gerektiğine karar veren bir uzman konumunda değildir. Terapist ve danışan, danışanın deneyimini anlamaya çalışan iki insan olarak terapötik bir karşılaşma içinde bulunurlar.
Bu nedenle terapötik ilişki, yaklaşımın önemli bir parçasıdır. Danışanın kendisini yargılanmadan, olduğu hâliyle ortaya koyabilmesi ve kendi deneyimini keşfedebilmesi için güvenli ve açık bir ilişki alanı oluşturmak önem taşır.
Varoluşçu terapi, kişinin yaşamına dışarıdan hazır anlamlar yerleştirmekten çok, kendi yaşamıyla kurduğu ilişkiyi keşfetmesine eşlik eder.
Varoluşçu Terapi Hangi Konularda Yardımcı Olabilir?
Varoluşçu terapiyle çalışılabilecek deneyimler geniş bir alana yayılır:
- Kaygı ve depresif duygular
- İlişki sorunları ve yalnızlık
- Karar verme güçlükleri, yaşamda yönünü kaybetmiş hissetme
- Anlamsızlık duygusu
- Yas ve kayıp
- Yaşam dönemleri arasındaki geçişler ve kişinin kendisiyle ilgili sorgulamaları
Ancak varoluşçu terapi belirli bir “sorun listesi” ile sınırlı değildir. Çünkü aynı yaşantı farklı insanlar için farklı anlamlar taşıyabilir. Önemli olan yalnızca “Ne yaşıyorum?” sorusu değil, aynı zamanda “Bunu nasıl yaşıyorum ve benim için ne anlam ifade ediyor?” sorusudur.
Varoluşçu terapi, insanın yaşamını bütün karmaşıklığıyla ele almaya çalışır. Bazen cevapları bulmaktan önce, kişinin kendi deneyimine gerçekten bakabilmesi gerekir.
Terapi her zaman hayatı değiştirmekle başlamaz; bazen hayatımıza nasıl baktığımızı fark etmekle başlar.
Kaynakça
- Yalom, I. D. (1980). Existential psychotherapy. Basic Books.
- Van Deurzen, E. (2012). Existential counselling & psychotherapy in practice (3rd ed.). SAGE.
- Cooper, M. (2016). Existential therapies (2nd ed.). SAGE.
- Vos, J., Craig, M., & Cooper, M. (2015). Existential therapies: A meta-analysis of their effects on psychological outcomes. Journal of Consulting and Clinical Psychology, 83(1), 115–128.
Bu yazı yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi yerine geçmez.

