Bazen bir arkadaşımızı üzmemek için kendi planlarımızı erteler, iş yerinde zaten yoğun olmamıza rağmen yeni sorumluluklar üstlenir veya ailemizden gelen bir isteği geri çevirmemek için kendi ihtiyaçlarımızı ikinci plana atarız.
Bütün bunları sevdiklerimize yardımcı olmak, onları üzmemek ya da ilişkilerimizi korumak için yapıyor olabiliriz. Ancak zamanla herkesin beklentilerini karşılamaya çalışırken kendi isteklerimizi fark etmekte bile zorlanabiliriz.
Peki, başkalarının ihtiyaçlarına bu kadar önem verirken kendi ihtiyaçlarımızı ne kadar fark edebiliyoruz?
Hayır Demek Neden Bu Kadar Zor Olabilir?
Hayır demek çoğu zaman yalnızca bir isteği geri çevirmekten ibaret değildir. Bazılarımız için bunun arkasında karşısındaki insanı üzme, bencil görünme, eleştirilme veya ilişkinin zarar görmesi gibi korkular bulunabilir.
- Örneğin, bir arkadaşımızın davetine katılmak istemediğimizde aslında dinlenmeye ihtiyacımız olduğunu biliyor olabiliriz. Ancak “Gelmezsem kırılır mı?”, “Beni yanlış anlar mı?” veya “Kötü bir arkadaş olduğumu düşünür mü?” gibi düşünceler nedeniyle istemediğimiz halde kabul edebiliriz.
Böyle durumlarda verdiğimiz kararlar yalnızca kendi isteklerimize göre değil, karşımızdaki kişinin nasıl hissedeceğine yönelik endişelerimizle de şekillenebilir.
Bu durumun gelişmesinde geçmiş deneyimlerimizin de rolü olabilir. Özellikle çocukluk döneminde kendi isteklerini dile getirdiğinde eleştirilen, başkalarını memnun ettiğinde takdir gören veya çevresindeki insanların duygularından sorumlu hissettirilen kişiler, zamanla kendi ihtiyaçlarını geri plana atmayı öğrenmiş olabilirler.
Başkalarını Önceliklendirmek Ne Zaman Kendimizi İhmal Etmeye Dönüşür?
Sevdiğimiz insanlara destek olmak, onların ihtiyaçlarını önemsemek ve gerektiğinde fedakarlık yapmak sağlıklı ilişkilerin doğal bir parçasıdır.
Ancak bazen gerçekten istediğimiz için değil de suçluluk duymamak, tartışmadan kaçınmak veya karşımızdaki kişinin sevgisini kaybetmemek için kendi ihtiyaçlarımızdan vazgeçebiliriz.
Bu durum sürekli tekrarlandığında başkalarının ne istediğini, neye üzüldüğünü veya neye ihtiyaç duyduğunu kolaylıkla fark ederken, kendimize neyin iyi geleceğini anlamakta zorlanabiliriz.
Hatta kendi ihtiyaçlarımıza öncelik vermeyi bencillik olarak değerlendirebiliriz. Oysa başkalarını önemsemek ile kendimizi ihmal etmek aynı şey değildir.
Şema Terapi Bu Durumu Nasıl Açıklar?
Şema Terapi, yaşamımız boyunca tekrar eden düşünce, duygu ve davranış örüntülerini anlamaya çalışırken geçmiş deneyimlerimize ve temel duygusal ihtiyaçlarımıza da odaklanır.
Sürekli başkalarını önceliklendiren veya hayır demekte zorlanan kişilerde özellikle bazı şemalar etkili olabilir.
- Kendini Feda Şeması: Başkalarının ihtiyaçlarını karşılamaya kendi ihtiyaçlarımızdan daha fazla önem verebiliriz. Yardım etmediğimizde suçluluk hissedebilir, yorulsak bile başkalarına destek olmaya devam edebiliriz.
- Boyun Eğicilik Şeması: Karşımızdaki kişinin öfkelenmesinden, bizi reddetmesinden veya çatışma yaşamaktan çekindiğimiz için kendi isteklerimizi ifade etmekte zorlanabiliriz. Farklı düşünsek bile sessiz kalıp uyum sağlamayı tercih edebiliriz.
- Onay/Statü Arayıcılık Şeması: Kendimize verdiğimiz değeri büyük ölçüde başkalarının düşüncelerine ve tepkilerine bağlı olarak değerlendirebiliriz. Beğenilmek, takdir edilmek veya kabul görmek için kendi isteklerimizden uzaklaşabiliriz.
Elbette zaman zaman hayır demekte zorlanmak veya başkalarına yardımcı olmak bu şemalara sahip olduğumuz anlamına gelmez. Burada önemli olan, bu davranışların hayatımızda ne kadar tekrar ettiği ve bizi nasıl etkilediğidir.
Sınır Koymak Neden Suçluluk Hissettirebilir?
Bazı kişiler yalnızca çevrelerindeki insanlara yardımcı olmakla kalmaz, onların duygusal durumlarından da kendilerini sorumlu hissedebilirler.
Bir yakını üzgün olduğunda onu hemen mutlu etmeye çalışabilir, biri kendisine kırıldığında durumu düzeltmek için gereğinden fazla çaba gösterebilirler. Ancak her zaman başkalarının sorunlarını çözmek veya onları mutlu etmek bizim sorumluluğumuzda değildir.
Özellikle uzun süredir başkalarının ihtiyaçlarını önceliklendiren kişiler için kendi isteklerini dile getirmek başlangıçta bencilce hissettirebilir. Bir talebi geri çevirdiklerinde karşılarındaki kişinin hayal kırıklığına uğramasından rahatsız olabilirler.
Bazen hayır demekten çok, hayır dedikten sonra yaşayacağımız suçluluk duygusuyla baş etmekte zorlanabiliriz. Oysa sınır koymak, başkalarını önemsememek ya da ilişkilerden uzaklaşmak anlamına gelmez.
Sınır koymak; kendi ihtiyaçlarımızı ve sorumluluklarımızı fark edebilmek, neleri yapabileceğimizi ve nelerin bizi zorladığını ifade edebilmektir.
Üstelik ne kadar özenli bir şekilde ifade edersek edelim, bazen karşımızdaki insanlar hayal kırıklığı yaşayabilir. Birinin hayal kırıklığı yaşaması, mutlaka yanlış bir şey yaptığımız anlamına gelmez.
Kendimize de Alan Açmak Mümkün mü?
Uzun zamandır alıştığımız davranış biçimlerini değiştirmek her zaman kolay değildir. Özellikle başkalarını memnun etmek ilişkilerimizde kabul görmenin veya kendimizi güvende hissetmenin bir yolu haline geldiyse, kendi ihtiyaçlarımızı önceliklendirmekte zorlanabiliriz.
Ancak bu davranışları fark etmek, değişim için önemli bir başlangıç olabilir. Bir isteği kabul etmeden önce kendimize şu soruları sorabiliriz:
- “Bunu gerçekten istediğim için mi yapıyorum, yoksa hayır dersem karşımdaki kişinin üzüleceğinden mi korkuyorum?”
- “Şu anda benim neye ihtiyacım var?”
- “Başkalarına yardımcı olurken kendi ihtiyaçlarımdan ne kadar vazgeçiyorum?”
Psikoterapi sürecinde de kişinin neden sürekli başkalarının beklentilerini önceliklendirdiği, kendi ihtiyaçlarını ifade ederken hangi duyguları yaşadığı ve bu davranışların geçmiş deneyimleriyle nasıl ilişkili olabileceği üzerinde çalışılabilir.
Burada amaç başkalarına yardımcı olmaktan vazgeçmek değil, kendi ihtiyaçlarımızla başkalarının ihtiyaçları arasında daha sağlıklı bir denge kurabilmektir. Çünkü sağlıklı ilişkiler kurabilmek için yalnızca başkalarını anlamaya değil, kendimizi de anlamaya ihtiyacımız vardır.
Belki de zaman zaman kendimize sormamız gereken soru şudur: “Herkesin neye ihtiyacı olduğunu düşünürken, ben en son ne zaman kendime neye ihtiyacım olduğunu sordum?”
Kaynakça
- Young, J. E., Klosko, J. S., & Weishaar, M. E. (2003). Schema therapy: A practitioner’s guide. Guilford Press.
- International Society of Schema Therapy (ISST). (t.y.). Schema therapy: Central concepts.
- Speed, B. C., Goldstein, B. L., & Goldfried, M. R. (2018). Assertiveness training: A forgotten evidence-based treatment. Clinical Psychology: Science and Practice, 25(1).
Bu yazı yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi yerine geçmez.

