“Ben hiçbir şeye yaramıyorum.” “Herkes benden daha iyi.” “Neden deneyeyim ki, zaten başaramam.” Bu cümleler, pek çok ergenin içinde dönen ama dışa vuramadığı düşüncelerdir. Düşük özgüven, ergenlik döneminin en yaygın — ve en sessiz — mücadelelerinden biridir.
Ergenlikte Özgüven Neden Sarsılır?
Ergenlik döneminde kimlik yeniden inşa edilirken bedensel değişimler, sosyal karşılaştırmalar ve performans baskısı birleşerek özgüveni zedeler. Sosyal medyanın yarattığı “mükemmel hayatlar” galerisi bu süreci çok daha zorlu kılar — çünkü karşılaştırma her an, her yerde mümkündür.
Düşük özgüven ayrıca ailede eleştirel bir atmosfer, zorbalık ya da tekrarlayan başarısızlık deneyimleriyle de güçlü biçimde ilişkilidir.
Düşük Özgüven Nasıl Görünür?
- Sürekli özür diler, kendini küçümser
- Yeni şeyler denemekten kaçınır — başarısız olmaktan korkar
- Övgüyü kabul etmekte güçlük çeker
- Akran baskısına karşı çok savunmasızdır
- Dış onaya aşırı bağımlıdır
Ebeveynler Nasıl Destek Olabilir?
En güçlü mesaj: “Başarın değil, sen değerlisin.” Sonuca değil sürece odaklanan geri bildirimler — “çok çalıştın”, “denemeye cesaret ettin” — özgüveni inşa eder. Eleştiri yerine merak — “bu seni nasıl hissettiriyor?” — bağ kurar.
Ev ortamında güvenli bir alan yaratmak; gencin farklı deneyimler edinmesine, başarısız olmasına ve bundan öğrenmesine izin vermek özgüvenin gerçek kaynağıdır.
Profesyonel Destek Ne Zaman?
Düşük özgüven depresyon, anksiyete ya da sosyal izolasyonla birleşiyorsa Bağdat Caddesi ve Kadıköy çevresinde ergen psikolojisi ya da psikiyatri desteği almak anlamlı bir adımdır.

